amerika gazete haberleri haberler
Tarih

Ahilerin ve Fütüvvet Mensuplarının Özellikleri Nelerdir?

Fütüvvet’in Kur’an’da umumiyetle “feta” delikanlı, “fityetün” ise gençler şeklinde geçmekte olduğu daha önce ifâde etmiştik. Feta, Enbiya suresi 60. ayette mealen şöyle ifade edilmektedir: “Putları diline dolayan, İbrahim dedikleri bir yiğit(feta) işittik.“, Fityetün kelimesi ise Kehf suresi 13. ayette geçmektedir ve mealen şu şekilde ifade edilmektedir: “Gerçekten onlar rablerine inanmış genç(fityün)lerdir.”

Kur’an mesajının vahyedilmesi ile birlikte ise, feta ve fütüvvet kavramları farklı bir merhale kazanmıştır. Nitekim Kur’an’da bu olguyla alakalı olarak, fetâ, fitye, fityân, feteyât gibi tabirler geçmektedir. Bu kelimelerin geçtiği ayetler incelendiğinde Kur’an’da bu kelimelerin hem sözlük, hem ıstılahî hem de tarihi anlamları itibarı ile geçtiği ve kullanıldığı görülmektedir.

Kur’an’da geçen feta kelimesi geçtiği kısımlarda her zaman güzel hasletlere sahip olmayı ifade etmemektedir. Aynı zaman bazı gençlik nitelikleri olumsuz olarak zikredilmektedir. Nitekim Yusuf suresi 36. ayette: “Onunla beraber iki gençte zindana girmişti. Yusuf gençlere: Onların erzak bedellerini yüklerin içine koydun dedi.” mealindeki ayete bakacak olursak feta tabiri ile yiğitlik söz konusu değil, ayarı düşük, düz bir gençlik ve delikanlılıktan bahsedilmektedir. Tefsirlerde ise fütüvvet kavramı çok az kullanılmaktadır.

Kur’an’ın vahyi ile birlikte, cahiliye feta anlayışı İslâmi ideal insan tipi ile içe içe girmiş İslâmî bir hüviyet kazanmıştır. Bunun haricinde Kur’an’ın fütüvvet kavramı dolayısı ile ifade ettiği özellikleri ayrı başlıklar altında ifade edeceğiz.

Feragat

Fütüvvet ehlinin en belirgin özelliklerinden birisi de feragattir. Esas itibari ile başkalarının nefsini kendi nefsine tercih etmek olarak ifade edilebilir. Kuşeyrî bu hususta şunları ifade etmektedir: “Zahire göre insaflı olmak, yani herkese hakkını vermek, fütüvvetin gereği ise yani intisafı terk, kendi hakkından vazgeçmektir.” Leyl suresinin 5. ve 7. ayetlerinde ise bu husus şu şekilde ifade edilmektedir: “Kim elinde bulunandan verir, Allah’a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.”

Haşr suresi 9. ayette geçen: “Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirilmiş olan kimseler, kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” ifade ise Hz. Peygamber’in eğitiminden geçen sahabenin fütüvveti içtenlikle uyguladıklarını ifade eder.

Arkadaşlık

Bazı müfessirler fütüvvet kavramını arkadaşlık yönünden Hz. Musa’ya dayandırmaktadırlar. Müfessirlere göre Yuşa, Hz. Musa ile arkadaşlığı sebebi ile fütüvvet ismini hak eder. Kehf suresi 60. ayette geçen “Genç arkadaşına dedi.” ifadesini fütüvvet kaynakları Hz. Musa ile Yuşa’nın arkadaşlığının delili olarak göstermektedirler.. Özellikle Yuşa zamanla belirli vasıfları kazandıktan sonra feta diye anılmayı hak kazanmıştır.

Cömertlik

Fütüvvet kavramının cömertlik yönü ise Hz. İbrahim’in şahsında onun özellikleri ile ifade edilmektedir. Kuşeyrî Hicr suresi 51. ayette geçen “Onlara İbrahim’in misafirlerinden haber ver.” ifadesini Hz. İbrahim’in fütüvvetini misafir ağırlaması olarak açıklar.

İçtenlik

Fütüvvet ehli davranışlarında samimidir ve yapacağı bütün işlerini içtenlik ile yapar. Özellikle başkalarına yardım etme hususunda fütüvvet erbabı için önemli olan ihlastır. Tevbe suresi 79. ayette bu husus şu şekilde ifade edilir: “Sadakalar hususunda, müminlerden gönüllü verenleri ve güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanları çekiştirip onlarla alay edenler var ya, Allah işte onları maskaraya çevirmiştir. Ve onlar için elem verici azap vardır.” Kuşeyrî bu ayeti fütüvvet açısından şu şekilde yorumlar: Sadaka verme hususunda güçleri yettiği kadar gayret sarf edenleri ve çok vermeye gücü yetmeyenleri ayıpladılar. Allah sadakasında ihlaslı olanın sadakasını kabul etti. Allah katında ihlas ehlinin azı nifak ehlinin çoğundan daha hayırlıdır.

Başkalarının Haklarını Gözetmek

Kendilerinden ziyâde başka insanları öncelemek ve onların hakkını gözetmenin fütüvvet ehlinin temel vasıflarından olduğu kabul edilmektedir. Özellikle bu özellik Kur’an’da Hz. İbrahim ve Hz. Lut’un şahsında ifade edilir. Özellikle Hz. Lut’un misafirlerine bir zararın gelmesinden korktuğu için göğüsünün daralması Hud suresi 77. ayette şu şekilde ifade edilir: “Elçilerimiz Lût’a gelince, (Lût) onların yüzünden üzüldü ve onlardan dolayı içi daraldı da «Bu, çetin bir gündür» dedi.”  Hz. İbrahim’e gelindiğinde ise, başkalarını savunma özelliğinden dolayı fütüvvet vasfı olarak ifade edilir.

Ayrım Yapmamak

Muttafifin suresi 1, 2 ve 3. ayetlerde mealen şu şekilde ifade edilen: “İnsanlardan alırken ölçüp tarttıklarında tam, onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise noksan yapan hilekârlara yazıklar olsun!” hususundan hareketle Kuşeyrî fütüvvet erbabının vasıflarından uygun bir anlam çıkartır. Kuşeyrî bu ayetten hareketle fütüvvet ehlinin dürüstlük ve adalet vasfını vurgulamaktadır.

Kuşeyri bu hususta ihlas kavramını da fütüvvet ehlinin suçlu bir kişiye karşı bile cömertlik yapması olarak nitelendirir. Risalesinde şu şekilde bir olayı nakleder: “Mecusi’nin biri Hz. İbrahim (a.s)’e misafir olmak istediğini bildirdi. İbrahim,  Allah’a iman etmen şartıyla kabul dedi.  Bunun üzerine Mecusi oradan ayrıldı.  Bu hadise üzerine Hz. İbrahim’e “Ey İbrahim! Kâfir olmasına rağmen biz bu kişiye inancını değiştirmesini talep ve teklif etmeden elli senedir rızk veriyoruz. Bir lokma da sen verseydin ne olurdu?”diye vahiy geldi. İbrahim koşa koşa gidip ona yetişti, özür diledi. Mecusi Hz. İbrahim’in özür dilemesinin sebebini anlayınca Allah’a iman edenlerden oldu.”

Husumetten Uzak Durmak

Fütüvvet ehli başka insanlar ile kendisi arasında herhangi bir husumet bulunmasını istemez. Özellikle fütüvvet ehli benmerkezci bir anlayışa sahip değildir ve sadece kendisinin kazanmasını istemez. Haklıya hakkını vermenin gerekliliğini savunur. Haksızlığa uğramaktan ziyade kendileri başkalarını haksızlığa uğratmaktan çekinirler.

Hoş Görü ve Tevazu

Fütüvvet ehli hatayı bağışlayan ve gerektiği takdirde ise hiç bir karşılık beklemeden bağışta bulunan kimse olarak ifade edilir. Fütüvvet başkalarına karşı hoş görülü ve tevazu sahibi olmayı ifade eder. Özellikle Nisa suresi 114. ayette ki: “Sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların arasını düzeltmeyi Allah’ın rızasını kazanmak için üstlenen kimselere büyük ecir vereceğiz.” ifadesi fütüvvet ehlinin kendi özelliklerini vurgulamaktadır.

Kuşeyrî bu ayetten hareketle sadakayı iki kısıma ayırır. 1 – Kendine sadaka. Allah’ın emrini yerine getirerek olur. 2 – Başkasına sadaka. Bu da üç kısıma ayrılır. a – Mal ile yapılan sadaka. Yani infak etmek. b – Bedenen yapılan sadaka. Hizmeti yerine getirmek. c – Kalple yapılan sadaka. Güzel niyet ve himmet ile olur.

Güzel Sözlü Olmak

Güzel sözlü olmak, tevazu sahibi olmak ve hiç bir yaratılmışı hor ve hakir görmemek fütüvvet ehlinin vasıfları arasından zikredilir.

Savurganlıktan Kaçınmak

Fütüvvet mensubu kişiler cömertlikleri ile tanınmış kimselerdir. Fakat bu cömertlikleri asla savurganlık şeklinde ifade edilmez. Özellikle ihtiyacı olana ihtiyacı olduğu kadar yardım edilir ve diğer yardıma muhtaç insanlara da muhakkak pay ayrılması gözetilir.

Özellikle ifade etmeliyiz ki, fütüvvet müessesesi ve fütüvvet mensubu kişiler kendi kişisel özelliklerini inşa ederken Kur’an vahyi ile birlikte kendilerine yeni bir kimlik inşa etmişlerdir. Kur’an-ı Kerim’in öngördüğü ve her inanan insanın şahsında olması gereken hasletleri gerek ayetler gerekse Hz. Peygamber’in sünneti ile kendi karakterlerini oluşturmuşlardır. Özellikle de Fütüvvet kendisini Kur’an’dan beslemiştir.

Umut Güner

Tarihçi yazar Umut Güner, Ortaçağ Tarihi, Siyaset ve İktidar Felsefesi ile Politik Kuramlar alanlarında ihtisas çalışmaları yürütmektedir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu