amerika gazete haberleri haberler
Tarih

Fütüvvet Teşkilatının Siyasi Yapısı

Daha önce tarihi süreç içerisinde, Emevilere kadar fütüvvetin kurumsal bir yapıya sahip olmadığını ifade etmiştik. Feta ideal tipi, felsefesini ve eylemlerini, Emevilerden önce kurumsallaşmış bir fütüvvet müessesi olmadığı için faaliyetlerini, bireysel olarak veya fütüvvet kurumunun ilkel şekli ve çekirdeği olan Hilfü’l Fudûl gibi kurumlar aracılığı ile devam ettirmiştir.

Emeviler döneminin ortalarına doğru genişleyen topraklar, karşılaşılan farklı kültürler ve bunlara paralel olarak toplumda ve siyasi hayatta meydana gelen buhranlar neticesinde feta geleneği, Fütüvvet adı altında kurumsallaşmaya başlamıştır.

Fütüvvet bu döneme kadar, genel itibarı ile ağırlıklı olarak sosyal bir müessese olarak ifade edilmekte idi. Toplumsal hayatta varlığını sürdürmekteydi. Ancak bu tarihlerden itibaren fütüvvetin gelişen olaylar neticesinde siyasi hayatta da etkin olmaya başladığı görülmektedir.

Fütüvvet mensubu kişilerin islâm toplumunda kendi askeri güçlerini oluşturdukları bilinmektedir. Özellikle Arap fetihlerinde bu tür toplulukların aktif bir şekilde rol almaları fetihleri kolaylaştırmıştır. Birbirlerine kayıtsız ve şartsız bir sadakat ile bağlı bulunan birlik üyeleri kendi askeri güçlerini oluşturmuşlardı. Askeri niteliği dışında bu birlik üyelerinin devletin ve toplumun ileri gelenleri için koruma görevi üstlendikleri bilinmektedir.

Özellikle bu dönemden itibaren fütüvvetin nüfuzundan siyasi olarak yararlanma anlayışı, bir devlet politikası olarak ortaya çıkmaya başlamıştır. Devlet yöneticileri fütüvvetin ve mensubu olan kişilerin sosyal ve siyasal alandaki varlık ve etkilerinin farkındaydılar. Bu nedenle de başta hükümdar olmak üzere devlet yöneticileri fütüvvetten yararlanma yolunda ciddi çalışmalar yapmışlardır.

Nitekim Emevi halifesi Hişam (724-742) döneminde ilk fütüvvet birliklerinin kurulmaya başlandığı görülmektedir. Özellikle bu dönemde teşkilatın askeri ve siyasi bir mahiyet arz ettiği bilinmektedir. Bu ilk teşkilat mensuplarına, feta yanında, ayyar, şâtır, füttüvvetci gibi isimler ile hitap edilmekteydi. Bu teşkilat ve mensuplarının da halkın nezdinde kabul görüldüğü ve benimsendiği bilinmektedir.

Abbasilerin ilk dönemlerinde, kendilerinden önce, Emeviler döneminde bulunan fütüvvet yapılanmasının aynı karakter ve kimlikte devam ettiği bilinmektedir. Teşkilatın ve mensuplarının asıl kimliğini ve yapısını bu dönemde bulduğunu ve şekillendiğini söyleyebiliriz. Bu dönemde fütüvvet, toplumun zayıfladığı ve sosyal huzursuzlukların arttığı zamanlarda, merkezî iktidara karşı çıkan bekâr erkeklerden oluşan bir sınıf olarak kimliğini tamamlamıştır. Genellikle toplum içinde dışlanmış, fityan, şatır, ayyar, fütüvvetci ve rind gibi adlar ile anılan, kenarda kalmış gençlerin bir araya geldiği bir topluluk olarak Abbasiler döneminde varlığı bilinmektedir.[4]

Fütüvvet erbabı kimselerin bu dönemlerde devletin siyasal ve toplumsal hayatta oluşturduğu olumsuz politikalara karşı münferit ve çoğul olarak karşıt tepki oluşturduğu görülmektedir. Nitekim zaman zaman bu gruplar devletin karşısında yer almış, devlete karşı radikal bir durum arz etmiştir. Özellikle devlete karşı halkın yanında yer almış, halkın ihtiyaçlarını gözetmiş ve toplumsal refah ortamının sağlanmasında rol sahibi olmuşlardır.

Özellikle Emeviler devrinde meydana gelen kanlı olayalar, Hz. Ali ve Muaviye mücadelesi, Hz. Hüseyin’in şehid edilmesi, mevali’nin(Arap olmayan) Emeviler’in baskıcı ve ırkçı politikalarına karşı isyanları gibi durumlar ile siyasi otoritenin zaafiyeti, fütüvvet birliklerinin doğmasına ve kurumsallaşmasına sebep olmuştur.

Fütüvvet kurumu Abbasi halifesi, en-Nasır li-Dinillah’a (1180-1225) kadar içtimaî bir teşkilat ve zaman zaman siyasi tepkiler gösteren bir yapılanma iken, bu halife döneminde resmi bir hüviyet kazanmıştır. Abbasi halifesi, Bağdat’da reîsü’l-fityân olan Şeyh Abdülcabbar b. Yusuf b. Salih el-Bağdâdi’nin elinden bu teşkilatın elbisesini giymiş ve törenle bu teşkilata dâhil olmuştur.

Kaynaklar

Komisyon, İslâm Kurumları Tarihi, 2013, s. 366.;Süleyman Uludağ, “Fütüvvet”, DİA, XIII, s. 259-261.

Marshall G. S. Hodgson, “İslâm’ın Serüveni(The Venture Of Islâm), C. II, İstanbul, 1993, s. 135-141.

Komisyon, İslâm Kurumları Tarihi, 2013, 365 s.

Süleyman Uludağ, “Fütüvvet”, DİA, C. XIII, s. 259-261.;Komisyon, İslâm Kurumları Tarihi, 2013, s. 367.

Mikail Bayram, “İslâm’da ve İslâm Dünyasında Fütüvvet Hareketi”, Kelime, Konya 1986, s. 43.

Umut Güner

Tarihçi yazar Umut Güner, Ortaçağ Tarihi, Siyaset ve İktidar Felsefesi ile Politik Kuramlar alanlarında ihtisas çalışmaları yürütmektedir.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu